Ortadoğu’da İsrail ve İran arasındaki savaş 5. güne girdi; İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik hava ve füze saldırıları ile İran’ın misilleme atakları bölgeyi kapsayan geniş bir çatışmaya dönüşürken, çatışmaların uluslararası güvenlik ve ekonomik dinamikler üzerindeki etkileri de arttı. Bu askeri gerilim ve bölgesel istikrarsızlık, küresel enerji arzı, göç baskısı ve ekonomik dalgalanmalar gibi önemli sonuçlara yol açıyor.
Bu gelişmeler ışığında, CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, dış politikanın artık sadece sınır ötesi bir mesele olmaktan çıktığını; Türkiye’nin ulusal güvenliği, ekonomik istikrarı ve toplumsal huzuru için başat bir belirleyici haline geldiğini vurguladı.
“KÜRESEL GELİŞMELER İÇ SİYASETİ DOĞRUDAN ETKİLİYOR”
Erol, küresel güç dengelerinin yeniden şekillendiğini, bölgesel savaşlar, enerji rekabeti, göç dalgaları ve ekonomik bloklaşmaların Türkiye’nin iç siyasetine doğrudan etkisi olduğunu ifade etti. Özellikle Ortadoğu’daki istikrarsızlık ve savaş riskinin, Türkiye’nin güvenliği, iç huzuru ve toplumsal yapısı üzerinde ciddi sonuçlar doğurduğunu kaydetti.
“TÜRKİYE HEM FIRSAT HEM RİSKLERLE KARŞI KARŞIYA”
Milletvekili Erol, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’den Karadeniz’e, Kafkasya’dan Ortadoğu’ya uzanan geniş bir coğrafyada hem fırsat hem risklerle karşı karşıya olduğunu belirterek, ülke gündeminin iç siyasetin söylemlerine göre değil, uluslararası gelişmeler ışığında şekillendirilmesi gerektiğini söyledi.
“GÜÇLÜ KURUMLAR VE LİYAKATLİ DİPLOMASİ ŞART”
Erol, güçlü kurumlar, liyakatli diplomasi kadroları ve Meclis denetimine açık bir dış politika anlayışının ulusal güvenlik için temel ihtiyaç olduğunu ifade ederek şunları ekledi:
• Türkiye’nin önceliği, öngörülebilir ve diplomasi merkezli bir dış politika çizgisi ve ulusal birlikteliği sağlamak olmalıdır.
• Uluslararası hukuka bağlı ve çok taraflı yaklaşımlar, ekonomik istikrar ve toplumsal huzurun güvencesidir.
• Her Ortadoğu krizinin göç baskısı, güvenlik riski ve ekonomik dalgalanma anlamına geldiğine dikkat çekti.
• Türkiye, çatışmaların tarafı olmak yerine, barış ve diplomasinin kurucu aktörü olmalıdır.
Erol, “Dış politika artık sadece sınırlar dışında olan bir mesele değil; ekonomik istikrardan güvenliğimize ve gençlerimizin geleceğine kadar ülkemizin her alanını belirleyen temel bir gerçektir” dedi.




