Gök, mesajında “asrın felaketi” olarak nitelendirilen depremlerin, etki alanının büyüklüğü ve yol açtığı can kayıplarıyla Türkiye’yi derinden sarstığını belirterek, hayatını kaybeden 53 bin 537 vatandaşı rahmetle andı, ailelerine ve millete başsağlığı diledi. Aradan üç yıl geçmesine rağmen depremlerin bıraktığı acının hâlâ tazeliğini koruduğunu vurgulayan Gök, milletin yaşadığı bu büyük imtihandan devlet ve milletin el ele vermesiyle çıkıldığını ifade etti.
Depremlerin 11 ilde yaklaşık 120 bin kilometrekarelik bir alanda 14 milyon kişiyi etkilediğini, 100 binden fazla vatandaşın yaralandığını hatırlatan Gök, Türkiye’nin bu süreçte sergilediği dayanışmanın tüm dünyaya örnek olduğunu kaydetti. “Bizim kültürümüzde komşusu açken tok yatmak yoktur” diyen Gök, ülkenin dört bir yanından deprem bölgesine uzanan yardım seferberliğinin, milletin vicdanını ve birlik ruhunu ortaya koyduğunu dile getirdi.
Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğuna dikkat çeken Gök, afetlere karşı hazırlıklı ve tedbirli olmanın hayati önem taşıdığını vurguladı. Afet eğitimleri, afet odaklı şehircilik ve sağlam yapılaşmanın önemine değinen Gök, “Deprem değil, bina öldürür” anlayışıyla az katlı, sağlam ve bölgenin kültürüne uygun mimarinin esas alınması gerektiğini belirtti. Ayrıca mesleğinde ehil, ahlaki değerlere bağlı bireylerin yetiştirilmesinin zorunluluğuna işaret etti.
Mesajında Mimar Sinan’ın “Ya herkesin yaptığını en iyi yap ya da hiç kimsenin yapmadığını yap” sözünü hatırlatan Gök, bu anlayışın afetlere karşı alınacak tedbirlerin temelini oluşturduğunu ifade etti. Faruk Nafiz Çamlıbel’in “Zelzele” şiirinden dizelerle mesajını tamamlayan Gök, depremde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dileyerek, deprem bölgesine hiçbir çıkar gözetmeden koşan gönüllülere ve emeği geçen herkese teşekkür etti.