Panik bozukluk, halk arasında bilinen adıyla “panik atak”, fiziksel bir hastalık olmamasına rağmen ciddi belirtilerle seyreden ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyen önemli bir psikiyatrik rahatsızlık olarak öne çıkıyor. Özel Pedatem Psikiyatri Tıp Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Uzman Psikiyatrist Dr. Ömer Deniz, doğru tanı ve uzman desteğiyle bu hastalığın kontrol altına alınabildiğini belirterek, gereksiz tıbbi başvurular yerine psikiyatrik değerlendirmeye yönelmenin önemine dikkat çekti.

Whatsapp Image 2026 04 24 At 11.17.51 (1)

“PANİK BOZUKLUK VE BELİRTİLERİ”

Dr. Ömer Deniz, bedensel bir hastalık olmamasına rağmen bazı fiziksel belirtilerin yanlış algılanmasıyla ortaya çıkan panik bozukluğun, halk arasında “panik atak” olarak bilindiğini ifade etti. Deniz, söz konusu rahatsızlığın; aşırı korku, tedirginlik, ölüm korkusu, kalp krizi geçirme düşüncesi, nefesin kesileceği ya da felç olunacağı endişesi gibi belirtilerle seyrettiğini vurguladı. Panik bozukluğun psikiyatrik bir hastalık olduğuna dikkat çeken Deniz, bu durumun çoğu zaman yanlış yorumlanan bedensel sinyallerden kaynaklandığını vurguladı.

“YAŞ GRUPLARI VE TETİKLEYİCİ FAKTÖRLER”

Panik bozukluğun her yaş grubunda görülebildiğini belirten Dr. Ömer Deniz, rahatsızlığın özellikle 20–40 yaş aralığında ve genç bireylerde daha yaygın olduğunu ifade etti. Deniz, vakaların büyük bir bölümünde travmatik yaşantıların etkili olabildiğine dikkat çekerek; kalp krizi sonucu bir yakının kaybı, cenazeye katılma, trafik kazasına tanık olma ya da uçak yolculuğu sırasında düşme korkusu gibi deneyimlerin bu durumu tetikleyebileceğini dile getirdi.

Whatsapp Image 2026 04 24 At 11.17.58

“TANI SÜRECİ VE ATAKLARIN SEYRİ”

Elazığ'da Bugün Hangi Eczaneler Nöbetçi (17 Nisan 2026)
Elazığ'da Bugün Hangi Eczaneler Nöbetçi (17 Nisan 2026)
İçeriği Görüntüle

Hastaların sıklıkla acil servisler ile kardiyoloji, göğüs hastalıkları, nöroloji, romatoloji ve KBB gibi farklı branşlara başvurduğunu belirten Dr. Ömer Deniz, yapılan muayene ve tetkiklerin çoğunlukla normal çıktığını ve hastalara fiziksel bir sorunlarının olmadığının söylendiğini ifade etti. Atakların buna rağmen devam ettiğini kaydeden Deniz, bu durumun bazen her gün, bazen haftada birkaç kez yaşanabildiğini vurguladı. Panik atakların genellikle birkaç dakika ile 5–10 dakika arasında sürdüğünü aktaran Deniz, bu süreçlerin hastalar için oldukça rahatsız edici olduğunu söyledi.

“GEREKSİZ BAŞVURULAR VE TANI ÖNEMİ”

Her atakta hastaların “bu sefer gerçekten bir şey olacak” düşüncesiyle farklı doktorlara başvurmaya devam ettiğini belirten Dr. Ömer Deniz, bu süreçte gereksiz yere çok sayıda tetkik yaptırılabildiğini, hatta anjiyo, kolonoskopi ve endoskopi gibi ileri işlemlere kadar gidilebildiğini ifade etti. Tanı konulmadığı takdirde hem sağlık sisteminin gereksiz yere meşgul edildiğini hem de hastaların zaman ve maddi kayıp yaşadığını vurgulayan Deniz, panik atağın aslında tehlikeli bir durum olmadığını ve bir korku hastalığı olduğunu vurguladı. Atak sırasında kişilerin kontrolünü kaybedeceğini, kalp krizi geçireceğini ya da öleceğini düşündüğünü ancak bu durumların hiçbir zaman gerçekleşmediğini belirten Deniz, buna rağmen hastaların “bana bir şey olmadı” şeklinde düşünmek yerine “bu sefer olacak” kaygısını taşıdığını ve hastalığın kronikleşme eğilimi gösterebildiğini söyledi. Bu nedenle doğru branşa başvurmanın önemine dikkat çeken Deniz, panik atak şikâyeti olan kişilerin bir psikiyatri uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerektiğini, bazı durumlarda psikoloğa başvurulsa da sürecin çoğunlukla hem psikoterapi hem de ilaç tedavisini içerdiğini ifade etti.

Whatsapp Image 2026 04 24 At 11.17.58 (1)

“GÜNLÜK YAŞAM VE TETİKLEYİCİ ETKENLER”

Panik atağın fiziksel olarak kalıcı bir zarar bırakmadığını ancak zihni sürekli meşgul ettiğini belirten Dr. Ömer Deniz, kişilerin kendilerini sürekli tetikte hissettiğini, sosyal yaşamlarının kısıtlanabildiğini ve günlük işlevselliklerinin olumsuz etkilenebildiğini ifade etti. Deniz, hastaların işe gitmekte zorlanabildiğini, yalnız kalamadığını ve tek başına seyahat edemediğini aktararak, bazı kişilerin sağlık kuruluşlarına yakın yerlerde yaşamayı tercih ettiğini ya da günün büyük kısmını hastane yakınlarında geçirdiğini vurguladı. Kafein içeren içeceklerin belirtileri tetikleyebileceğine dikkat çeken Deniz, özellikle kahve ve enerji içeceklerinin çarpıntıyı artırabileceğini, bu nedenle tedavi sürecinde bu tür içeceklerden uzak durulmasının önerildiğini söyledi.

“TEDAVİ SÜRECİ VE UZMAN DESTEĞİNİN ÖNEMİ”

Hastaların bu durumun psikiyatrik bir rahatsızlık olduğunu kabul etmelerinin ve gereksiz tıbbi başvurular yerine doğru tedaviye yönelmelerinin büyük önem taşıdığını belirten Dr. Ömer Deniz, panik bozukluğun tedavisi olan bir hastalık olduğunu ifade etti. Psikoterapi sürecinde kişilere belirtilerin ne olduğu, neden ortaya çıktığı ve nasıl sürdüğünün anlatıldığını aktaran Deniz, bu sayede hastaların yaşadıkları durumu daha iyi anlamlandırabildiğini vurguladı. Günümüzde oldukça etkili ve güvenli ilaç tedavilerinin de bulunduğunu dile getiren Deniz, bu ilaçların bağımlılık yapmadığını ve atakların sıklığı ile şiddetini azaltmada önemli rol oynadığını söyledi.


“ YAŞAM TARZI DESTEĞİ”
Tedavi sürecinin genellikle ortalama 5–6 ay sürdüğünü belirten Dr. Ömer Deniz, zaman zaman tekrarlamaların olabileceğini ancak bunun korkulacak bir durum olmadığını ve yeniden tedaviyle kontrol altına alınabileceğini ifade etti. Deniz, düzenli yürüyüş, sosyal aktiviteler, hobiler ve doğru nefes egzersizlerinin de tedaviye destek sağladığını vurguladı. Panik atağın yaşam kalitesini etkilediği, iş ve sosyal hayatı kısıtladığı durumlarda mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğine dikkat çeken Deniz, psikiyatrinin beden ve ruh sağlığını birlikte ele alan önemli bir tıp dalı olduğunu söyledi. İnsanın yalnızca bedensel değil aynı zamanda ruhsal bir varlık olduğunun altını çizen Deniz, bu nedenle ruh sağlığına gereken önemin verilmesi ve gerektiğinde destek alınmasının büyük önem taşıdığını ifade etti.