Elazığ’da bir zamanlar hayatın kendisi olan mahalle kültürü, bugün sessiz sedasız eriyor. Kapıların kilitlenmediği, komşunun komşuya emanet edildiği günler geride kalırken; aynı apartmanda yaşayan insanlar artık birbirinin adını bile bilmiyor. Kentte yaşayan birçok vatandaş, Elazığ’ın “mahalle şehri” kimliğini hızla kaybettiği görüşünde.

AYNI BİNADA YABANCILAR


Özellikle son yıllarda artan apartmanlaşma ve site yaşamı, komşuluk ilişkilerini köklü biçimde değiştirdi. Güvenlikli siteler, kapalı kapılar ve bireysel yaşam alanları, insanları fiziksel olarak yakın ama sosyal olarak uzak hale getirdi. Bu durumdan şikayetçi olanlar, “Yan dairede kim oturuyor bilmiyorum. Selamlaşıyoruz ama hepsi bu. Eskiden kapı çalınır, çay konurdu” diyor.

GEÇİM DERDİ SOHBETİ BİTİRDİ

Hasan Basri Yalçın; “Bakanlık Değişikliği Erken Seçim Hazırlığı Değil”
Hasan Basri Yalçın; “Bakanlık Değişikliği Erken Seçim Hazırlığı Değil”
İçeriği Görüntüle


Ekonomik sıkıntılar, mahalle ilişkilerinin zayıflamasında önemli bir etken. Gün boyu çalışan, ek iş arayan ya da ay sonunu getirme derdindeki insanlar için komşuluk artık ikinci plana düşmüş durumda. Geçim kaygısı, yalnızca cebini değil, sosyal bağları da daraltıyor. Mahalle kültürünün en canlı göstergesi olan çocuk sesleri de sokaklardan çekilmiş durumda. Eskiden oyun alanı olan sokaklar bugün park edilmiş araçlarla dolu. Çocuklar ise apartman dairelerine, ekranlara ve kapalı alanlara mahkum. Bu durum, mahalle içi iletişimin daha en baştan kopmasına neden oluyor.

“ESKİDEN HERKES BİRBİRİNİ TANIRDI”


Yaşlı mahalle sakinleri için değişim çok daha belirgin. Bayramlaşmaların, taziyelerin, imecenin doğal olduğu mahalle yapısı bugün neredeyse tamamen ortadan kalkmış durumda. “Mahalle aile gibiydi” diyen birçok vatandaş, bugünkü tabloyu hüzünle izlediklerini söylüyor.
Mahalle kültürünün kaybolmasının yalnızca geçmişe duyulan bir özlem olarak görülmemesi gerektiği vurgulanıyor. Güçlü komşuluk bağlarının olmadığı yerlerde dayanışma da zayıflıyor. Deprem, kriz ve zor zamanlarda ilk destek noktası olan mahalle ilişkilerinin kopması, kenti sosyal açıdan daha kırılgan hale getiriyor.
Mahalle kültürünün tamamen yok olmaması için; mahalle ölçeğinde sosyal alanların artırılması, yerel yönetimlerin küçük ama düzenli mahalle etkinlikleri düzenlemesi, çocukların sokağa ve oyuna dönebileceği güvenli alanların oluşturulması gerektiği ifade ediliyor.