Kalp ve damar sağlığına dikkat çekmek amacıyla her yıl kutlanan Kalp Haftası kapsamında Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Yusuf Akın, bireylerin yalnızca kimlik yaşlarına değil, “vasküler yaş” olarak adlandırılan damar yaşlarına da odaklanmaları gerektiğini vurguladı.
Akın, kalp ve damar sağlığının büyük ölçüde yaşam tarzına bağlı olduğunu belirterek, “Kimlikte yazan yaş ile damarların yaşı çoğu zaman aynı değildir. 50 yaşındaki bir bireyin damarları 70 yaşındaki biri gibi yıpranmış olabilirken, 65 yaşındaki bir kişinin kalbi daha genç çalışabilir. Bu farkı oluşturan temel unsur yaşam alışkanlıklarıdır” dedi.
“DAMARLAR YAŞAM TARZININ AYNASIDIR”
Damarların, bireyin beslenme düzeni, uyku alışkanlıkları, stres seviyesi ve fiziksel aktivitesine göre şekillendiğini ifade eden Akın, zamanla damar sertliği ve plak oluşumunun “vasküler yaşlanma” olarak tanımlandığını söyledi.
Genetik faktörlerin bu süreçte sınırlı bir etkisi olduğunu belirten Akın, “Biyolojik yaş ile takvim yaşı arasında 10-15 yıl fark olabilir. Genetik faktörlerin etkisi yaklaşık yüzde 20 civarındadır. Geri kalan büyük kısmı bireyin yaşam tarzına bağlıdır” diye konuştu.
“Sağlıklı uzun yaşamın anahtarı kalp sağlığıdır”
Modern tıpta öne çıkan “longevity” yani sağlıklı uzun yaşam kavramına da değinen Akın, bu yaklaşımın yalnızca uzun yaşamayı değil, sağlıklı ve aktif bir ömür sürmeyi hedeflediğini ifade etti.
Akın, “Kalp ve damar sağlığı bozulduğunda sadece kalp değil, beyin, böbrekler ve diğer organlar da olumsuz etkilenir. Bu nedenle damar sağlığı, genel sağlık için merkezi bir rol oynar” dedi.
“AKDENİZ TİPİ BESLENME ÖNE ÇIKIYOR”
Beslenmenin kardiyometabolik sağlık üzerindeki etkisine dikkat çeken Akın, Akdeniz tipi beslenmenin önemine vurgu yaptı.
Bol sebze, baklagil, tam tahıl, balık ve kuruyemiş tüketiminin yanı sıra sızma zeytinyağının düzenli kullanımının kalp sağlığını desteklediğini belirten Akın, “Sızma zeytinyağı, kötü kolesterolü düşürür ve damarları korur. Günlük 2-4 yemek kaşığı tüketimin faydası bilimsel çalışmalarla ortaya konmuştur” ifadelerini kullandı.
Öte yandan şekerli içecekler, işlenmiş gıdalar ve rafine karbonhidratlardan uzak durulması gerektiğini belirten Akın, geç saatlerde yemek yemenin de metabolik dengeyi bozduğunu kaydetti.
Fiziksel aktivitenin önemine de değinen Akın, egzersizin yalnızca kilo kontrolü için değil, kas kütlesini korumak ve metabolizmayı düzenlemek için gerekli olduğunu söyledi.
Akın, “40 yaşından sonra kas kaybı başlar. Haftada en az iki gün direnç egzersizi ve toplamda 150 dakika orta tempolu kardiyo yapılması, kalbin biyolojik yaşını genç tutar. Hareketsizlik ise günümüzün en büyük risk faktörlerinden biridir” dedi.
“KÜÇÜK ALIŞKANLIKLAR BÜYÜK FARK OLUŞTURUR”
Kalp sağlığını korumanın büyük değişiklikler gerektirmediğini ifade eden Akın, günlük yaşamda yapılacak küçük ama düzenli değişikliklerin uzun vadede önemli sonuçlar doğurduğunu belirtti.
Akın, “Nüfus cüzdanındaki yaş değiştirilemez ancak damar yaşı değiştirilebilir. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve kaliteli uyku, kalbinizi genç tutmanın en etkili yollarıdır” diyerek vatandaşlara sağlıklı yaşam çağrısında bulundu.




