Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Erdem, ibadet, günah, tövbe ve dini sorumluluk konularında dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Erdem, bir yanlışın başka bir yanlışı meşrulaştırmayacağını belirterek, Türkiye’de bu konuda zaman zaman hatalı bir anlayışın oluştuğunu ifade etti.
Erdem, “Bir ibadetin yapılmaması, başka bir ibadetin önemini ortadan kaldırmaz. Su nasıl vücudun ihtiyacıdır, gıda da ayrı bir ihtiyaçtır. Biri diğerinin alternatifi değildir” dedi.
“İBADETLER BİRBİRİNİN ALTERNATİFİ DEĞİLDİR”
“Namaz kılmıyorum ama yardım yapıyorum” ya da “Şu ibadeti yerine getirmiyorum ama başka bir hayır yapıyorum” şeklindeki yaklaşımın doğru bir mantık olmadığını vurgulayan Erdem, her ibadetin ayrı bir sorumluluk olduğunu belirtti. Erdem, kişinin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmesi gerektiğini söyledi.
Haramların da birbirinden bağımsız olduğunu kaydeden Erdem, “İnsan büyük bir günah işlemiş bile olsa, aklı yerinde olduğu sürece tövbe kapısı açıktır. İnanç sistemimizde Allah’ın rahmetinden ümit kesmek doğru değildir. Aynı şekilde kendini tamamen garanti görmek de doğru değildir” ifadelerini kullandı.
“ŞEYTANIN TUZAĞI ÜMİTSİZLİKTİR”
İnsanın istikamet üzere yürümeye devam etmesi gerektiğini dile getiren Erdem, hayatın sonunun ne zaman geleceğinin bilinmediğini hatırlattı. “İnsan yıllarca doğru bir yolda yürüyebilir; ancak son anda yapılan bir hata hayatı karartabilir. Bu yüzden ne aşırı güven ne de ümitsizlik doğru değildir” dedi.
Şeytanın en büyük tuzaklarından birinin insanı ümitsizliğe sürüklemek olduğunu belirten Erdem, “Madem hata yaptın, daha da ileri git” anlayışının kişiyi daha büyük yanlışlara götürdüğünü vurguladı.
GEÇİCİ DÖVME VE ABDEST AÇIKLAMASI
Geçici dövme konusuna da değinen Erdem, abdestte temel ölçütün suyun deriye ulaşması olduğunu söyledi. Deri üzerinde tabaka oluşturup suyun tene ulaşmasını engelleyen uygulamalarda abdestin geçerli olmayacağını belirten Erdem, silinebilen bir uygulamanın giderilmesi gerektiğini ifade etti. Kalıcı bir işlem söz konusuysa ve geri dönüş imkânı yoksa kişinin mevcut haliyle abdest alacağını ancak pişmanlık duyması gerektiğini dile getirdi.
NE ÜMİTSİZLİK NE DE GARANTİ: İMAN VE SORUMLULUK DENGESİ
Kendisine doğru mesaj ulaşmamış kişilerin sorumluluğunun farklı değerlendirileceğini ifade eden Erdem, öğrenme imkânı olan, akıl ve sağlığı yerinde bulunan kişilerin ise sorumluluk taşıdığını belirterek, “Özetle ne ümitsizlik doğru ne de garanti duygusu” dedi.