Elazığ’da gençler, eğitim ve motivasyon alanında önemli isimlerle bir araya geldi. Batı Kırtasiye tarafından düzenlenen söyleşi programı kapsamında Bünyamin Eroğlu Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinlikte Aker Kartal, M. Celal Özyıldız ve S. Ersin Tuncer öğrencilerle buluştu.
Yoğun katılımla gerçekleşen programda sınavlara hazırlık süreci, doğru çalışma yöntemleri, kaygı yönetimi ve başarı stratejileri ele alındı. Samimi anlatımlar ve yer yer esprili diyaloglarla renklenen etkinlikte öğrenciler hem keyifli anlar yaşadı hem de konuşmacıları pür dikkat dinleyerek önemli notlar aldı.
Söyleşi boyunca gençlere yalnızca akademik başarı değil, disiplinli çalışma, hedef belirleme ve motivasyonun sürdürülebilirliği konusunda da önemli mesajlar verildi.
SINAV KAYGISI “KURT” OLMASIN: BAŞARI İÇİN KORKUYA DEĞİL HEDEFE ODAKLANIN
S. Ersin Tuncer, İbn-i Sina’nın deneyinden yola çıkarak sınav kaygısının öğrenciler üzerindeki etkisine dikkat çekti: “Gereksiz korku insanı bitirir. Başarının bedelini bir dönem ödemeyenler, başarısızlığın bedelini bir ömür öder.”
İBN-İ SİNA’NIN DENEYİ: KORKUNUN YIKICI GÜCÜ
Öğrencilerin sınav kaygısına dikkat çeken Tuncer, İbn-i Sina’nın iki kuzu üzerinden yaptığı deney örneğini hatırlattı. Tuncer, deneyde kurdu gören kuzunun korkudan yemeden içmeden kesildiği ve hayatını kaybettiği; kurdu görmeyen kuzunun ise sağlıklı şekilde yaşamını sürdürdüğü aktarılıyor.
Bu örnek üzerinden konuşan Tuncer, “Sınavları gözünüzde büyütüp kurtlaştırırsanız, daha başlamadan kendinizi yıpratırsınız” dedi.
SINAV DEĞİL, GELECEK İÇİN ÇALIŞIYORSUNUZ
Tuncer, öğrencilerin yalnızca tek bir sınav için değil, gelecekleri için emek verdiğini vurguladı. İyi bir lisenin iyi bir üniversiteye, iyi bir üniversitenin de güçlü bir geleceğe kapı araladığını belirtti.
Süreci doğru tanımlayan öğrencilerin kaygıya değil hedefe odaklandığını ifade eden Tuncer, bakış açısının başarı üzerindeki etkisine dikkat çekti.
EN BÜYÜK HATA: ÖNYARGI VE EZBERE GÜVENMEK
Sınavlarda yapılan en büyük hatalardan birinin ezber bilgiye güvenmek ve önyargıyla hareket etmek olduğunu vurgulayan Tuncer, “Bu soru bu kadar kolay olamaz” düşüncesinin birçok doğru cevabın yanlış yapılmasına neden olduğunu söyledi.
Tuncer, sorulara temiz bir zihinle yaklaşmanın ve önyargıyı bir kenara bırakmanın başarıyı artırdığını dile getirdi.
DERECE YAPAN ÖĞRENCİLERİN 3 ORTAK ÖZELLİĞİ
Tuncer, derece yapan öğrencilerle yapılan görüşmelerde üç ortak özelliğin öne çıktığını belirtti:
1.Planlı ve programlı çalışma
2.Sosyal hayattan tamamen kopmadan istikrarlı tempo yakalama
3.Düzenli kitap okuma
Özellikle her gün 30 dakika ile 1 saat arası kitap okumanın kelime dağarcığını geliştirdiğini, hızlı okuma ve anlama becerisini artırdığını ifade etti. Günümüz sınavlarının büyük bölümünün okuduğunu anlama üzerine kurulu olduğuna dikkat çekti.
KELİME HAZİNESİ BAŞARIYI BELİRLİYOR
Kelime hazinesinin önemine de değinen Tuncer, araştırmalara göre üniversite çağına gelen gençlerin ortalama kelime sayısının İngiltere’de 98 bin, Fransa’da 89 bin, Almanya’da 88 bin civarında olduğunu, Türkiye’de ise yaklaşık 9 bin seviyesinde bulunduğunu söyledi.
Kelime hazinesi arttıkça düşünme, anlama ve yorumlama gücünün de arttığını vurgulayan Tuncer, düzenli okumanın akademik başarıda kritik rol oynadığını belirtti.
“KORKUYA DEĞİL, HEDEFE ODAKLANIN”
Tuncer konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Başarının bedelini bir dönem ödemeyenler, başarısızlığın bedelini bir ömür öder.”
M. CELAL ÖZYILDIZ’DAN NET MESAJ: “ZOR OLAN SINAV DEĞİL, YANLIŞ ÇALIŞMA YÖNTEMİ”
M. Celal Özyıldız, sınavlara hazırlanan öğrencilere yönelik yaptığı açıklamada başarının bilgi ezberlemekten değil, doğru çalışma yönteminden geçtiğini vurguladı. Özyıldız, özellikle ÖSYM ve KPSS gibi merkezi sınavlara hazırlanan adayların çalışma stratejilerini gözden geçirmesi gerektiğini ifade etti.
Özyıldız açıklamasında, “Sorun çoğu zaman konuları bilmemek değil, nasıl çalışılacağını bilmemektir. Öğrenciye sadece bilgi vermek yetmez; bilgiye nasıl ulaşacağını ve nasıl analiz edeceğini öğretmek gerekir. Ezber geçicidir, mantık kalıcıdır.” ifadelerini kullandı.
“ÖSYM AYNI MANTIKLA SORUYOR”
Merkezi sınavların yıllardır benzer ölçme mantığına sahip olduğunu belirten Özyıldız, sınav kurumlarının belirli kazanımlar üzerinde yoğunlaştığını söyledi. Aynı konuların farklı kurgularla tekrar tekrar sorulduğunu dile getiren Özyıldız, çıkmış soruların analiz edilmeden yapılan çalışmaların eksik kalacağını vurguladı.
“Bu soru neden böyle sorulmuş? Hangi kazanımı ölçüyor? Bu sorular sorulmadan yapılan çalışma verimsiz olur.” diyen Özyıldız, konu çalışmak kadar soru analizinin de önemine dikkat çekti.
YENİ NESİL SORULAR EZBERİ DEĞİL YORUMU ÖLÇÜYOR
Özyıldız, yeni nesil soruların bilgi yığılmasını değil, okuduğunu anlama ve yorumlama becerisini ölçtüğünü belirtti. Uzun paragraf sorularında cevabın çoğu zaman metnin içinde bulunduğunu ifade eden Özyıldız, öğrencilerin bağlantı kurma ve bütün resmi görme becerisini geliştirmesi gerektiğini söyledi.
Tarih dersine de değinen Özyıldız, yalnızca olay ezberlemenin yeterli olmadığını, neden-sonuç ilişkisini ve kronolojik bütünlüğü kavramanın başarıyı artıracağını ifade etti.
“KAYNAK YIĞMAK BAŞARI GETİRMEZ”
Öğrencilerin en sık yaptığı hatalara da değinen Özyıldız, gereksiz detaylarda boğulmanın ve çok sayıda PDF ya da kaynak biriktirmenin başarı getirmediğini söyledi. Asıl meselenin doğru konuya ve doğru soruya odaklanmak olduğunu belirtti.
Ayrıca yüksek ekran süresi ve sosyal medya kullanımının dikkat süresini düşürdüğünü ifade eden Özyıldız, uzun paragraf sorularında zorlanmanın önemli nedenlerinden birinin dijital dikkat dağınıklığı olduğunu dile getirdi.
“DOĞRU STRATEJİYLE SINAV ZOR DEĞİL”
Özyıldız, başarılı bir hazırlık süreci için kısa ve öz notlar tutulması, konu sonrası mutlaka soru çözülmesi, çıkmış soruların analiz edilmesi ve sınav kapsamının iyi bilinmesi gerektiğini belirtti.
Açıklamasını net bir mesajla tamamlayan M. Celal Özyıldız, “Zor olan sınav değil, yanlış çalışma yöntemidir. Doğru stratejiyle çalışan öğrenci için sınav zor değildir.” dedi.
“EĞİTİM ÜZERİNDEN TİCARET DOĞRU DEĞİL”
Kaynak fiyatları üzerinden eğitim sektörüne eleştiriler yönelten Kartal, benzer içeriklere sahip soru bankaları arasında ciddi fiyat farkları olduğunu söyledi. Öğrencilerin ekonomik olarak zorlanmaması gerektiğini vurgulayan Kartal, yüksek ücretli kamp ve materyal satışlarını eleştirdi. Eğitimde fırsat eşitliğinin önemine dikkat çekti.
YURT DIŞINDAN DAVETLER ALMAYA DEVAM EDİYOR
Geçtiğimiz hafta yurt dışında seminer verdiğini açıklayan Kartal, bu kapsamda yeni davetler aldığını belirtti. Kıbrıs’ta gerçekleştirdiği program sonrası duygusal anlar yaşadığını dile getiren Kartal, Azerbaycan’dan davet aldığını ve 25 Mart’ta bir TED etkinliğinde konuşma yapacağını duyurdu.
“EZBER YETMEZ, BAĞLAMI GÖRMEK GEREKİR”
Sınav sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kartal, ezbere dayalı çalışmanın yetersiz kaldığını ifade etti. Özellikle Türkçe sorularında bağlam bütünlüğünün önemine dikkat çeken Kartal, öğrencilerin yalnızca altı çizili bölüme odaklanarak değil, sorunun tamamını analiz ederek çözüm üretmesi gerektiğini söyledi.
Kartal, paragraf sorularının nasıl çözülmesi gerektiğine dair de öğrencilere örnekler verdi. Paragrafın tamamı okunmadan doğru cevaba ulaşmanın mümkün olmadığını belirten Kartal, önce ana düşüncenin tespit edilmesi, ardından soru kökünün dikkatle incelenmesi gerektiğini vurguladı. Seçeneklerin metinle karşılaştırılarak elenmesi gerektiğini ifade eden Kartal, “Paragraf sorusu taktikle değil, anlamla çözülür” dedi.
“ÇOK SORU DEĞİL, DOĞRU YÖNTEM”
Her gün yüzlerce soru çözmenin tek başına başarı getirmeyeceğini vurgulayan Kartal, “Önemli olan hangi soruda ne yapacağını bilmek” dedi. Kartal, öğrencilere soru tiplerini tanımalarını, terim anlam, sözcük anlamı ve yorum sorularında neyin arandığını bilmelerini tavsiye etti.
Sürekli yeni taktik aramanın ve aşırı video izlemenin zaman kaybına yol açabileceğini belirten Kartal, MEB kazanımlarına uygun, sistemli ve bilinçli çalışmanın başarıyı getireceğini sözlerine ekledi.





