Aygün Çam, yaptığı açıklamada Türklerin göçlerle birlikte sadece yaşam alanlarını değil, kültürel değerlerini de Anadolu’ya taşıdığını belirtti.
Türküden saza, geleneksel kıyafetten yemek kültürüne kadar birçok unsurun Anadolu’da yaşamaya devam ettiğini ifade eden Çam, “Kulluk” geleneğinin de bu köklü mirasın önemli bir parçası olduğunu vurguladı.
DAĞLARDA YÜKSELEN TAŞ SEMBOLLER
“Kulluk”, taşların üst üste konulmasıyla oluşturulan ve inanç sembolü olarak kabul edilen geleneksel yapılar olarak biliniyor. Bölge halkı arasında yön gösteren taşlar anlamına geldiği ifade edilen kullukların, aynı zamanda kültürel ve manevi bir değer taşıdığı belirtiliyor.
Özellikle Keban, Baskil, Ağın ve Arapgir dağlık alanlarında bu taş yapılarla sıkça karşılaşıldığı ifade ediliyor.
NİMRİ KÖYÜ’NDE İLK AKADEMİK ÇALIŞMA
Kulluk geleneğine ilişkin ilk kapsamlı çalışmanın Keban’ın Nimri Köyü doğumlu Dr. Kenan Öztürk tarafından gerçekleştirildiği belirtildi. Yapılan çalışmaların ardından birçok üniversiteden yerli ve yabancı akademisyenin Nimri Köyü’ne gelerek incelemelerde bulunduğu kaydedildi.
Bu araştırmaların, Elazığ’da kulluk geleneği üzerine yapılan ilk akademik çalışma olduğu vurgulandı.
KÜLTÜREL MİRASIN KORUNMASI ÇAĞRISI
Aygün Çam, binlerce yıllık geçmişe sahip olduğu belirtilen bu geleneğin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini ifade etti. Bölgedeki kültürel değerlerin tanıtılmasının turizm açısından da önem taşıdığına dikkat çekildi.