Deizm, din ve bilim ilişkisi üzerine değerlendirmelerde bulunan Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Mezhepleri Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Zeynep Alimoğlu Sürmeli, deizmin temel argümanının çoğu zaman yanlış yorumlandığını ifade etti.
Sürmeli, deizmin merkezinde “Tanrı’nın evrene müdahale etmediği” düşüncesinin bulunduğunu belirterek, din ve bilim çatışmasının ise daha çok bu düşüncenin ortaya çıkışında referans noktası olarak kullanıldığını söyledi.
DEİZM VE BİLİM-DİN TARTIŞMASI
Deizmin yalnızca din ile bilim arasındaki çatışma üzerinden açıklanmasının doğru olmayacağını ifade eden Sürmeli, bu düşüncenin temelinde Tanrı’nın evreni yarattıktan sonra müdahil olmadığı fikrinin bulunduğunu dile getirdi.
Bununla birlikte özellikle Batı düşüncesinde ortaya çıkan bilimsel gelişmeler ve Hristiyan teolojisi ile yaşanan tartışmaların bu yaklaşımın yayılmasında etkili olduğunu belirten Sürmeli, bilim ilerledikçe dine ihtiyaç kalmadığı yönündeki argümanların bu süreçte öne çıktığını söyledi.

GENÇLER İÇİN “SORUMLULUKTAN KAÇIŞ” TARTIŞMASI
Deizmin bazı gençler tarafından farklı bir bakış açısıyla değerlendirildiğini belirten Sürmeli, bu yaklaşımın zaman zaman dini sorumluluklardan uzaklaşma eğilimiyle de ilişkilendirilebildiğini ifade etti.
İnanç sistemlerinde bireyin yalnızca Tanrı’ya değil aynı zamanda topluma karşı da sorumluluklarının bulunduğunu vurgulayan Sürmeli, ibadetler ve toplumsal görevlerin inançla birlikte ortaya çıktığını söyledi. Sürmeli, bu nedenle deizmin bazı kişiler için sorumluluklardan kaçış noktası olarak görülebildiğini dile getirdi.
İSLAM DÜŞÜNCESİNDE DİN VE BİLİM UYUMU
Sürmeli, din ve bilim tartışmalarının büyük ölçüde Batı düşüncesindeki Hristiyan teolojisi ile bilimsel gelişmeler arasındaki gerilimden kaynaklandığını ifade ederek İslam düşünce tarihinde durumun farklı olduğunu belirtti.
İslam düşünce geleneğinde din ile bilimin çatışma içinde değil, aksine birlikte ilerleyen iki alan olarak görüldüğünü söyleyen Sürmeli, bu duruma tarih boyunca pek çok örnek bulunduğunu dile getirdi.
İSLAM TARİHİNDE BİLİM VE DİN BİRLİKTELİĞİ
İslam tarihinde hem bilim insanı hem de din alimi olan pek çok önemli ismin bulunduğunu belirten Sürmeli, bu durumun din ve bilimin birlikte geliştiğinin göstergesi olduğunu söyledi.
Bu isimler arasında İbn-i Sina, Biruni ve Nasırüddin Tusi gibi önemli alimlerin yer aldığını ifade eden Sürmeli, özellikle Nasırüddin Tusi’nin hem İslam hukukçusu ve kelam alimi hem de astronom ve matematikçi olduğunu hatırlattı.
Tusi’nin kurduğu Meraga Rasathanesi’nin İslam dünyasında bilimsel çalışmalar açısından önemli bir merkez olduğunu belirten Sürmeli, bu örneklerin din ile bilimin uyum içinde ilerlediğini gösterdiğini söyledi.
BİLİM YÖNTEM, DİN İSE DEĞER SİSTEMİDİR
Bilim ile din arasındaki ilişkinin doğru anlaşılması gerektiğini vurgulayan Sürmeli, bilim ve dinin farklı alanlara hitap ettiğini ifade etti.
Bilimin bir yöntem olduğunu belirten Sürmeli, dinin ise ahlaki bir çerçeve ve değerler sistemi sunduğunu söyledi. Dinlerin insanın hem Allah ile ilişkisini hem de toplumla olan ilişkisini düzenleyen bir yapı sunduğunu dile getiren Sürmeli, bu nedenle bilim ve dinin birbirinin alternatifi değil, farklı alanlarda insan hayatını anlamlandıran iki unsur olduğunu sözlerine ekledi.





