Geçtiğimiz eylül ayında Elazığ’da TSK personeli O.Ö’nün hayatını kaybettiği olayın ilk duruşması görüldü. Sanık Başkomiser M.K., mahkemede yaşananları dakika dakika anlatarak öldürme kastının olmadığını savundu.
Geçtiğimiz eylül ayında Elazığ’ın Çaydaçıra Mahallesi Elisa Park Konutları’nda meydana gelen ve TSK personeli O.Ö’nün ölümüyle sonuçlanan olayın ilk duruşması gerçekleştirildi. Elazığ 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuklu sanık Başkomiser M.K., olay günü yaşananları ayrıntılı şekilde mahkeme heyetine anlattı.
Sanık M.K.’nın duruşmada olay gününü şöyle anlattı: “Sabah saatlerinde o tarihte eşim Fatma çocuğumuzu kreşe götürmek için evden ayrıldı. Mesaiye gitmek üzere ben de evden çıktım. Çocuğum hastaydı, o gün kreşe götürmemesini söyledi. Eşim aynı zamanda öğretmen ve kendisi o gün izinliydi. Mesaiye gitmek için hazırlanırken eşim evden çıktı. Kendisine çocuk rahatsızlanırsa öğretmenin bilgi vermesini hatırlatması için eşimi aradım. Daha sonra mesaiye gittim. Saat 09.00 sıralarında eşimi yine aradım. Çocuğumun okula uyum sorunu vardı, bu yüzden sürekli arayıp takip ediyordum. Eşim çocuğu kreşe bırakırken ağladığını ama alışması için yapacak bir şey olmadığını söyledi. Kendisine ücretsiz izne ayrılıp çocuğa bakmasını söylüyordum ama kabul etmiyordu. Telefon görüşmesini “şu an trafikteyim, sonra ararım” deyip sonlandırdı. Kreşten eve dönmesi 15 dk süreceği için ve aramadığı için ben tekrar aradım ama cevap vermedi. Çocuğun gittiği kreşte etkinlikler videoya alınıp mesajla atılıyor. Bu videoları görmek için eve gitmeye karar verdim. Araç evin önündeydi, ben de eve gittiğini anladım ve yukarı çıktım. Kapıyı çaldım, açılmadı. Anahtarım var ama kapıyı çalarım, belki lavabodadır diye bekledim. Kapı yine açılmayınca tekrar zile bastım. Lavaboda değildir, balkonda kapıyı duymuyordur diye düşündüm. Kapıyı açmayınca anahtarla denedim ancak kapı üstten kilitliydi, içten açılmadı.
Balkonu kontrol etmek için bahçeye indim ama eşimi göremedim. Yol tarafındaki balkona baktım, yine göremedim. Tekrar daire kapısına geldim, kapıyı çaldım ve bu sefer kapıyı açtı. Bu esnada aşağı inip gelmem 3 dakika sürdü. Kapıyı açınca kaş kısmında şişlik olduğunu fark ettim ve üzerindeki tişörtte de 1–2 damla kan vardı. Kendisine ne olduğunu sorduğumda kapıya çarptığını söyledi. Mutfağa geçtim ve kendisine telefona neden cevap vermediğini sordum. Uyuya kaldığını ve telefon sessizde olduğu için duymadığını söyledi. Bana “sana kahve yapayım, balkona geç kahveni iç” dedim. Ben de kahveyi bırak, otur konuşacaklarım var dedim. Kendisiyle yaklaşık 20 dk çocuğun durumunu, kendisinin derssiz izne ayrılmasını konuştum. “Sen şimdi bir kahve yap” deyip lavaboya gittim. Mutfaktan çıktım, lavaboya dönerken yerde kan damlalarını gördüm. Bulunduğum yerden seslenerek “çok kan var, sen iyi misin?” diye sordum. Kendisi mutfaktan çıkıp geldi ve tam karşıda olayın olduğu giyinme odasının kapısının hareket ettiğini gördüm ve tıkırtı sesi geldi. Bu odanın kapısı neden kapalı değil diye odaya yöneldim. Biz o odayı kullanmıyoruz. Hol ile aralı olan kapıyı iterek içeri girdim, 1 adım attım. Kapı normalde sonuna kadar açılır ama açılmadı.
Maktul kapının arkasından saklanıyormuş. Ben içeri bir adım atınca elindeki bıçakla bana saplamak için hamle yaptı. Ben bir an refleksle bıçağın olduğu elini kavradım. Benim yüzüm odaya dönüktü. Şahsın daha yüzünü görmeden bıçağı gördüm. Bir elimle bıçağın olduğu elini tuttum, diğer elimle de onun boğazını tuttum. Maktul de benim boğazımı tuttu ve boğuşmaya başladık. Bu sırada kapının yanında bulunan ütü masası yere düştü. 9 veya 11 metre bir oda. Biz bu odaya kullanmadığımız eşyaları koyduğumuz için hareket alanı dar. Burada boğuşmamız devam etti. Ben şahsa “sen kimsin” diye sordum. Şahıs “kim olduğumu eşine sor” diye cevap verdi. Eşim de o esnada kapı ağzında “yapmayın, sadece arkadaştık, konuşmak için çağırdım” diyordu. Şahıs bu esnada “seni geberteceğim” diyordu. O esnada kadınla maktul arasında gayri ahlaki bir şeyler olduğunu anladım. Kendi evimizde yaşadığım rezaleti anlatamam. Bir taraftan kendimi bıçaktan korumaya çalışıyorum. Maktulle boğuşurken eşime odaya sakın girme diye bağırdım. Odaya girerse maktule yardım eder diye endişelendim. Fiziki ve psikolojik durumda kaç etmeye çalışıyorum.
Bu ahlaksız durumun bende oluşturduğu psikoloji içerisindeyim. O sırada bu şahsın daha önce evime gelip gelmediğini, çocuğumu görüp görmediğini düşündüm. Tüm olay belki 1–2 dakika sürdü. Ama o 2 dakikada yaşadığım yıkımı anlatacak kelime bulamıyorum. Maktulle birlikte odada bulunan dolaba çarptık. Boğuşma yerde devam etti, yere düştük. Şahsın bıçak tutan elini bırakmadım, boşta olan elimle bıçağı alamayınca kendimi geri iterek şahıstan ayrıldım. Üzerimde bulunan beylik silahımı çektim ve bıçağı saplamak için bana hamle yaptığı sırada silahı çektim, doldur-boşalt yaptım. Maktul bıçakla öldürücü hamle yaptığı sırada hedef gözetmeksizin yere doğru ateş ettim. Maktulün saldırısının sonlandığını anladım. Ateş etmelerimin maktule isabet ettiğini anladım. Silahı güvenli hale getirmek istedim, o an panikle şarjörü çıkarmayı unuttum. 4–5 kez sürgüyü çekip bıraktım. 5 mermi yere düştü. 4 mermi basılı halde silahta. Bir süre kendimi toplamaya çalıştım. Kadına döndüm ve “yaşadığımıza bak, polisi çağıracağım. Bana kadınlık yapamadın, bari annelik yap çocuğumuza iyi bak” dedim. Asayiş Şube’yi aradım ve olayı anlattım ve ekip talep ettim. Daha sonra ablamı aradım ve anne babama konuyu uygun dille anlatıp Elazığ’a gelmelerini söyledim.
Polis ekipleri olay yerine geldi ve emniyete intikal ettim. Olayda öldürme kastım kesinlikle yoktu. Hayatıma yönelik tehdit oluşunca kendimi korumak adına beylik silahımı kullanmak zorunda kaldım. Şu an sanık pozisyonundayım ama olayın asıl mağduru benim. Olayın böyle sonuçlanmasını istemezdim. İşimden, hayatımdan oldum, çocuğumdan ayrı kaldım. Kimse bu duruma düşmek istemezdi.”
“İLİŞKİMİ BİTİRMEK İÇİN EVE ÇAĞIRDIM”
Başkomiserin o tarihte eşi olan F.K ise SEGBİS üzerinden tanık olarak katıldığı duruşmada daha önceki ifadelerini yineleyerek maktulle bir ilişkisinin olduğunu doğruladı. Olay günü maktulü eve ilişkiyi bitirmek için çağırdığını anlatan F.K. eşinin kapıyı çalması üzerine maktulün, ‘beni oyuna mı getirdiniz’ diye kendisine kafa attığını ve tekmelediğini anlattı. Maktule ayakkabılarını vererek saklanmasını söylediğini anlatan F.K. maktulün o esnada öfkeyle mutfaktan bıçak alıp giyinme odasına saklandığını söyleyerek sonrasında yaşananlarda Başkomiser MK’nın anlattıklarını doğruladı.
“AYNI ARAÇ DAHA ÖNCE DE DEFALARCA GELDİ”
Duruşmaya tanık olarak çağrılan site görevlisi YB ise maktule ait aracı daha önce de defalarca site önünde gördüğünü söyledi. YB maktulü daha önce hiç görmediğini ancak aracın yabancı plaka olması nedeniyle daha önce de dikkatini çektiğini anlattı.
Sanığın ve tanıklarının dinlenmesinin ardından duruşma avukat beyanlarının sunulması ve karar için 16 Şubat’a ertelendi.




