Ramazan ayının yaklaşmasıyla birlikte market raflarında ve tatlıcı tezgahlarında güllaç hareketliliği başladı. Osmanlı’dan bu yana iftar sofralarının baş tacı olan güllaç, bu yıl da Ramazan’ın simge tatlıları arasındaki yerini aldı.
İncecik güllaç yapraklarının sütle buluşmasıyla hazırlanan bu geleneksel lezzet, özellikle ağır iftar yemeklerinin ardından hafif bir tatlı tercih edenlerin ilk seçeneği oluyor. Şerbetli tatlılara kıyasla daha ferah bir tüketim sunan güllaç, hem lezzeti hem de mideyi yormayan yapısıyla öne çıkıyor.
HAFİFLİĞİYLE ÖNE ÇIKIYOR
Beslenme uzmanları, güllacın baklava ve kadayıf gibi yoğun şerbetli tatlılara göre daha düşük yağ oranına sahip olduğunu belirtiyor. İçeriğinde süt bulunması nedeniyle protein ve kalsiyum açısından avantaj sağladığı ifade edilirken, dengeli tüketildiğinde Ramazan ayında tatlı ihtiyacını daha hafif bir şekilde karşılayabileceği vurgulanıyor.
Uzmanlar ayrıca laktoz intoleransı bulunan bireylerin tüketim konusunda dikkatli olması gerektiğini hatırlatıyor. Daha hafif bir seçenek isteyenler için ise az yağlı sütle hazırlanmış güllaç öneriliyor.
RAMAZAN’IN SİMGESİ
Yüzyıllardır Ramazan sofralarında yer alan güllaç, yalnızca bir tatlı değil, aynı zamanda kültürel bir miras olarak da görülüyor. Geleneksel sunumuyla nar taneleri ve cevizle süslenen güllaç, bu yıl da baklavayı tahtından indirecek lezzet olarak gösteriliyor.
Ramazan ayı boyunca hem evlerde hem de tatlıcılarda en çok tercih edilen seçeneklerden biri olması beklenen güllaç, hafifliğiyle yine sofraların yıldızı olmaya aday.